Dünya Otomobilsiz Yaşam Günü


Eylül’ün 21’i, herhangi bir cumartesi günüydü benim için. Öğlene doğru kalktım. Çişimi yaptım, yüzümü yıkadım. Bir şeyler atıştırıp, dizi izlemeye başladım. Akşama doğru Emrah aradı. Yazın başından beri yapmayı planladığımız, Seferihisar’a bisikletle gitmeyi önerdi, kabul ettim.  Gerekli malzemeleri çantama koyduktan sonra evine doğru yola koyuldum. Geceyi geçirmeyi planladığımız yerle aramızda yaklaşık 40 km’lik bir yol vardı. En kötümser tahminle 3 saat içinde varabiliriz diye ümit ediyordum. Yanıma her türlü lastik patlama ihtimaline karşı;

  1. İç lastik yaması
  2. 13-14 ingiliz anahtarı
  3. Derby, bally vs. yapıştırıcı
  4. Pompa
  5. Dış lastiği çıkartabilmek için alet

aldım. Ayrıca kamp için, çadırı bisikletin arkasına sabitledim. Terlediğimde değiştirmek için yedek kıyafetlerimi çantama yerleştirdim ve yola çıktım. Emrahlara vardığımda bisikletine küçük bir bakım yapılması gerekiyordu, yaptık.

bisiklet bisiklet2

Bisiklet kullanırken, sadece pedal çevirmeyi düşünüyor insan. Biraz daha çevirmeyi… Ulaşmak istediğimiz yerin çok bir önemi yok aslında. Asıl önemli olan pedal çevirirken hissettiklerimiz. Etrafımızdaki manzara yavaşça değişirken, bu bisiklet yolculuğunun “Dünya Otomobilsiz Yaşam Günü”‘ne denk gelmesinin inanılmaz bir tesadüf olduğunu düşündüm. Yanımızdan bir çok otomobil geçti. Onlar yanımdan sorumsuzca geçerken biz, kendi enerjimizle istediğimiz yere ulaşmanın zorluklarını keşfediyorduk. Milyonlarca yıldır, bitkilerin sonsuz bir kararlılıkla biriktirdiği bu enerjiyi, bu kadar sorumsuzca kullanabilmemize hayret ediyorum. Yanımızdan geçen otomobillerin büyük bir çoğunluğu sadece tek bir insan taşıyordu. Hemen hepsi bir tonluk kütleler olan bu taşıtlar, sadece tek bir kişinin bir yerden bir yere ulaşma isteği için, tekerleklerini döndürüyor ve muazzam bir enerji harcıyordu. Biz, kendimizi ve bisikletimizi bir metre daha ileri taşıyabilmek için götümüzden solurken, bu şahıslar  umarsızca gaz pedalına asılarak bizi egzoz dumanına boğuyordu. Bu düşünceler içinde ilerlerken, hava kararmaya başladı. Seferihisar’da akşam yemeği için bir şeyler almak amacıyla durduk. İhtiyacımız olan nesneleri aldıktan sonra yolumuza devam ettik. Etraf zifiri karanlıkken bisiklet kullanmanın tadını ilk olarak burada aldım. Talihi bir yolda olduğumuz için çok otomobil geçmiyordu. Sadece karanlık, zincir sesi ve gökyüzü… Yolculuğumuzun sonundaki bayırı inerken ki karanlığı ve o yokuş süresince hissettiklerimi unutamam. Nereye gittiğimizi dahi görmeden giderken suratımıza çarpan rüzgarın verdiği heyecan…

bisiklet_sürerkene yol_ve_golge

Sonunda araziye vardık. Hemen çadırımızı kurup ateş yaktık. Ateşin insanı hipnotize eden bir tarafı var. Sanırım bu dürtü ilk insanlardan günümüze gelmiş. Baktıkça bakası geliyor insanın. Arazide inşaat halinde bir bağ evi vardı. Genel olarak üzüm ekilmiş. Ama asmalar daha çok küçük. Şaraplarından içmek için sabırsızlanıyorum. Karanlıkta el feneri yardımıyla bulabildiğimiz bir kaç patlıcanı ve yanımızda getirdiğimiz yiyecekleri yedik. Karnımız doydu ve ateşi izlemeye başladık. Arkamızda dolunay yükselirken, ateşte oluşan şekiller bizi aldı götürdü. İnsanların yoğun olarak yerleştiği bölgelerden uzak olmanın en sevdiğim özelliklerinden biri yıldızların çok güzel görünmesidir. Dolunayın yükselmesiyle parlaklıkları azalmasına rağmen hoş bir manzaraydı.

bag sec_emo_ve_dolunay agaclar_ve_yıldızlar ates

Çok geç olmadan uyuduk. Ertesi gün kalktığımızda toparlanıp geri dönüş için hazırlandık. Fakat daha ilk kilometrelerden itibaren rüzgar karşıdan çok şiddetli esiyordu. 2-3 saatte geldiğimiz yolu yaklaşık 6 saatte tamamlayabildik. Rüzgar o kadar kuvvetliydi ki bayır aşağı inerken bile pedal çevirmek zorunda kalıyorduk. Eve gelmemize 4-5 km kala Emrah’ın lastiği patladı. Bir benzin istasyonunda tamir ettik. Böylece daha uzun bir yolculukta karşılaşabileceğimiz bütün kötü durumları deneyimlemiş olduk. Eve döndüğümüzde yediğimiz anne yemekleri harcadığımız enerjiyi geri kazanmamıza yetti ve arttı. Yemek yedikten sonra Özgürle Levent geldi ve sağlam 2 zeytin ağacı bulup aralarına gereceğimiz ipte yürümek için arabaya bindik. Özgür gaza basarken, Dünya Otomobilsiz Yaşam Günü’nün son saatlerini yaşıyorduk.

levoinek_veSahibi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s